İNSAN HAKLARI, ADALET VE HUKUK FORUMU; EĞİTİM - BİLİM VE KÜLTÜR MİSYONU & GERÇEK DEMOKRAT - MUSTAFA NEVRUZ SINACI
14 Mart 2014 Cuma
6 Mart 2014 Perşembe
DOĞANIN HARİKA YARATIKLARI; İYİLİĞİN, GÜZELLİĞİN, SEVGİ, SADAKAT VE BİLİM'İN SİMGESİ HAYVANLAR!...
Evrende "MAVİ GEZEGEN" olarak bilinen Dünya, yani Yer Küre'deki yaşamın anlamı, önem ve değeri, alimler ve kâşifler için ilham kaynağı, gelişmenin, yükselmenin, ileri gitmenin, mes'ut, mutlu, güvenli ve huzurlu olmanın ibreti, sebep ve hikmeti; Hiç bir ücret ve karşılık beklemeden insan'a ve doğaya hizmet eden hayvanlardır.
Bu nedenle "hayvanlar", ayniyle ve tıpkı insanların tabii olduğu medeni kanunlara tabii olmaya ve tıpkı "iyi insan ve iyi vatandaşlar" gibi saygı görmeye lâyıktır.
Mustafa Nevruz SINACI
***
Dünyada ne kadar çok sanat eseri güzelliğinde hayvan çeşitleri varmış meğer!.. Ülkemizde bulunan insan kılığındaki hayvanların bir bölümünü son oniki yılda birazcık ayırt edecek kadar bazılarımızın gözü açılmış olsa da, çevremizde neler olup bittiğini, ne dolaplar döndüğünü, ne gibi yaratıklar bulunduğunu görmek istemeyen körleşmişlerin, afyonlanmışların sayısında pek bir değişme henüz yok gibi!!.. (Bir hayvansever olarak, sözlerimin hiç kimseyi incitmesini, kendi üstüne alınmasını asla istemem!..)
Prof. Dr. Kemal Rastgeldi
22 Şubat 2014 Cumartesi
TBMM; Hayvan Hakları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasını Öngören Yasa Tasarısı Komisyona Sevk edildi!...
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI TBMM ÇEVRE KOMİSYONU...
Hayvan Hakları Koruma Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngören yasa tasarısı,
TBMM Çevre Alt Komisyonu'na sevkedildi.
19 Şubat 2014 Çarşamba
KOMİSYONDA GÖRÜŞÜLDÜ
KOMİSYONDA GÖRÜŞÜLDÜ
AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya başkanlığında toplanan komisyon, 11
Eylül 2012 yılında TBMM'ye sevkedilen tasarıyı ele aldı. Komisyon
görüşmelerine, çok sayıda hayvansever, gönüllü, sivil toplum örgütü
temsilcileri ile Sanatçı Yonca Evcimik katıldı.
Kaya, düzenlemenin içeriği hakkında bilgi vererek, tasarı komisyona sevkedildikten sonra STK ve hayvanseverleri dinlediklerini, önerilerin mümkün olduğunca tasarıya dercedileceğini söyledi.
BAKAN EROĞLU NE DEDİ?..
Kaya, düzenlemenin içeriği hakkında bilgi vererek, tasarı komisyona sevkedildikten sonra STK ve hayvanseverleri dinlediklerini, önerilerin mümkün olduğunca tasarıya dercedileceğini söyledi.
BAKAN EROĞLU NE DEDİ?..
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, tasarıyla ilgili sunuş konuşmasında,
"Bizim kültürümüzde hayvanları sevmek çok önemlidir. Biz diğer ülkelerden
çok daha ilerideyiz. Onlarda uyutma var, uyutma dediğimiz aslında hayvanı yok
etme, bir hayvanı öldürmek asla kabul edilebilecek bir şey değil. Bizim kültürümüzde
bir hayvanı öldürmek yoktur. Türkiye’de şöyle bir problem var, çocuğu hayvanı
seviyor diye alıyor, bir hafta sonra usanıyor sonra sokağa atılıyor, bu kabul
edilebilecek bir şey değil" dedi.
Yeni bir düzenlemeye niçin ihtiyaç duyulduğuna ilişkin olarak Eroğlu, öngörülen tedbirlerin koruma için yeterli olmadığını, görev ve yetki boşlukları meydana geldiğini, cezaların yetersiz kaldığını belirterek, şöyle konuştu:
Yeni bir düzenlemeye niçin ihtiyaç duyulduğuna ilişkin olarak Eroğlu, öngörülen tedbirlerin koruma için yeterli olmadığını, görev ve yetki boşlukları meydana geldiğini, cezaların yetersiz kaldığını belirterek, şöyle konuştu:
"Tehlikeli hayvanlar ve sahipsiz hayvanlar büyükşehirlerde toplum
sağlığını tehdit eder duruma gelmiştir, geçici hayvan bakım evleri yetersiz
kalmış ve yönetim zafiyetleri oluşmuş, sahiplendirmede istenilen seviyeye
ulaşılamadı. Daha önce ormanlardan hayvan barınakları ve rehabilitasyon
merkezleri için yer verilmiyordu. Biz ilk defa büyük bir cesaretle hayvan
barınakları ve rehabilitasyon merkezleri için ormanlık alanlarda geniş alanlar
verilebilir diye böyle bir madde koyduk. Şu anda 3 tane dünyada en güzel örnek
kuruyoruz. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte Kandıra yolu
üzerinde çok geniş bir ormanlık alanı verdik. Bir bakarsanız burası sizin
istediğiniz manada. Burada hayvan hastaysa tedavi edilecek, kısırlaştırma,
aşılama, küpeleme ve sahiplendirme yapılacak. Bu maksatla doğal hayat parkları
ilave edildi. Maksat hayvanların toplanıp buraya atılması değil. Kanun da bir
eksiklik varsa bunu telafi edebiliriz. Hayvanlar adeta daracık hapishane gibi
yerlerde bulunmasın. Geniş ormanlık alanlarda rehabilite edilsin. Sahiplenmeyi
kolaylaştırmak için çok özel bir veri tabanı oluşturuyoruz. Doğal Hayat
Parkları denilince bir tepki oldu, sanki bütün hayvanlar alınıp oraya tıkılacak
gibi bir uygulama yok. Aynı şeyi Trabzon’da ve şimdi İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı’na çok büyük bir alan verdik. Bunu ben de kafa yordum,
yanlış anlamayın barajlardan daha çok buna kafa yoruyorum.
Böylece sahipsiz
hayvanlar bulundukları anda yerel yönetimler tarafından hayvan bakımevlerine
götürülecek, müşahede altına alınacak, aşılanacak, işaretlenecek,
kısırlaştırılacak, gerekirse rehabilite edilecek, sahiplendirilinceye kadar
bakılacak. Kati süratle öldürme, uyutma yok. Kırsal alanda ise özel idarelere
görev vermeyi planlıyoruz."
Tasarıyla, meskenlerde bulanabilecek hayvan tür ve sayısı belirlendiğini, tehlikeli köpek ırklarını sahiplenme yasağı getirildiğini, sahipsiz hayvanların ormanlık alanlara bırakılmasının yasaklandığını anlattı. Eroğlu, "Hayvanlara işkence yapmak, psikolojik acı çektirmek, hayvanları dövmek, aç ve susuz bırakmak, hayvanları sokağa terk etmek, aşırı soğuk veya sıcağa maruz bırakmak artık cezai müeyyideye giriyor. Cinsi istismarda bulunmak, tehlikeli köpek ırklarını üretmek, sahiplenmek, ülkemizi girişini, satışını ve reklamını yapmak, takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasaklar kapsamına alınıyor. Ev ve süs hayvanı satışı yapılan yerlerde yırtıcı ve zehirli hayvanları satmak yasak. Hayvanları işkence yaparak öldürmenin büyük bir cezası var. Cezalar çok ağırlaştırıldı, 2 yıla kadar hapis cezaları var. Kanunda verilen idari para cezalarının 1 ay içinde ödenmesi hükme bağlanıyor. Bu tasarı bu haliyle bile, bütün Avrupa ülkelerinden çok daha gelişmiş bir düzenleme" dedi.
Tasarıyla, meskenlerde bulanabilecek hayvan tür ve sayısı belirlendiğini, tehlikeli köpek ırklarını sahiplenme yasağı getirildiğini, sahipsiz hayvanların ormanlık alanlara bırakılmasının yasaklandığını anlattı. Eroğlu, "Hayvanlara işkence yapmak, psikolojik acı çektirmek, hayvanları dövmek, aç ve susuz bırakmak, hayvanları sokağa terk etmek, aşırı soğuk veya sıcağa maruz bırakmak artık cezai müeyyideye giriyor. Cinsi istismarda bulunmak, tehlikeli köpek ırklarını üretmek, sahiplenmek, ülkemizi girişini, satışını ve reklamını yapmak, takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasaklar kapsamına alınıyor. Ev ve süs hayvanı satışı yapılan yerlerde yırtıcı ve zehirli hayvanları satmak yasak. Hayvanları işkence yaparak öldürmenin büyük bir cezası var. Cezalar çok ağırlaştırıldı, 2 yıla kadar hapis cezaları var. Kanunda verilen idari para cezalarının 1 ay içinde ödenmesi hükme bağlanıyor. Bu tasarı bu haliyle bile, bütün Avrupa ülkelerinden çok daha gelişmiş bir düzenleme" dedi.
Komisyon gündeminde bulunan yasa teklifinin sahibi CHP İstanbul Milletvekili
Melda Onur, tasarıda sakıncalı bulduğu bazı düzenlemeler olduğunu belirterek,
hayvanlarla ilgili en acil konunun hayvanlara yapılan işkence, öldürme ve
tecavüzün cezalandırılması olduğunu anlattı. Kısa bir süre önce bir gencin
kedisini işkenceyle öldürmesinin tasarıyı gündeme getirdiğini savunan Onur,
işkence, işkenceyle ölüme sebebiyet verme ve tecavüze hapis cezası verilmesi ve
bu cezanın paraya çevrilmemesini istedi. Tasarıda öngörülen doğal hayat
parkları, meskende barındırılacak tür ve sayının belirlenmesi, tehlikeli
türlerle ilgili düzenlemelerin yanlış olduğunu ifade eden Onur, Komisyon
Başkanı Kaya'ya, "Oğlunuzun Dogo Argentino'su olduğunu biliyoruz. Bunu
tasarıdan kurtarırız diye düşünüyorum" dedi.
CHP İstanbul Millevekili Mahmut Tanal, borcu nedeniyle hayvanların haczedilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, insanlar üzerinde yapılan deneylerde alınan koruma önlemlerinin hayvanlar için de olması gerektiğini söyedi. Lazer ışınları, kazalarda çarpmanın etkisini ölçmek, leopar kürkünün tümüyle çıkarılması için hayvanlara eziyet edildiğini anlatan Tanal, Türkiye'de "Hayvan Hakları Bakanlığı" kurulması gerektiğini söyledi. Tanal'ın bu sözlerine, MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "İnsan haklarını da oraya bağlayalım" diye laf attı.
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin, gelecek süreçte sokak hayvanlarının sayısının sahiplendirme ve kısırlaştırma yoluyla azaltılabileceğini belirterek, "Sokak hayvanları çok masum değil, bazıları insanlara saldırabiliyor. Çok şikayet alıyoruz. Benim küçük çocuğuma site içinde sokak hayvanı saldırdı" demesine, bazı STK temsilcileri, "tinerciler de insana saldırıyor" diye tepki gösterdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın, "Keşke hayvan haklarına gösterdiğiniz duyarlılığı insan haklarında da gösterseniz" demesine bazı hayvanseverler ve STK temsilcileri, "Bunu hakaret sayarız" dedi.
Kaplan, "Hayat parkı eğer toplama kampı olacaksa anlamı yok. Okullarda çevre dersinde hayvanlarla yaşam konusunda eğitim verilmesi zorunlu olmalı" görüşünü savundu.
MHP'li Türkkan, "Bir canavarın kediyi vahşice öldürmesi bu tasarının gündeme alınmasına neden oldu. Sayın Bakan bir gün herhangi bir belediyenin barınağına gidin. O kediyi vahşice öldürülmesinden farkı olmayan tablolar göreceksiniz. Belediyelerin yaptığı hayvanlara eziyet haline gelmiş durumda. Şimdiden Kandıra'dan feryatlar geliyor. İstanbul'dan ne kadar atılan hayvan varsa buraya getiriliyor. Bu kadar hayvanı orada bakacak imkan yok. Belgrad ormanı sahipsiz hayvanlarla dolu. Petshop'lar hayvana eziyet yerleridir, oralarda 20. yüzyılın esir pazarı görüntüleri var" diye konuştu.
Komisyonda daha sonra hayvanseverler ve STK temsilcilerine söz verildi.
Hayvan Hakları Federasyonu Başkanı Nesrin Çıtırık, sahipsiz sokak hayvanlarının sahiplenilmesinin "kandırmaca" olduğunu, sokak hayvanlarının değil, evinde atılan cins hayvanların sahiplenildiğini belirterek, "Kedi ve köpekler orman hayvanı değil, bunları doğal hayat parklarına koyamazsınız. Bu hayvanların bulundurulacağı yer en fazla 300-500 metre olmalı ki bir kavgada ölmesin. Sahipsiz hayvanların ormanlık alana konulması asla kabul edilemez. Meskenlerdeki hayvanların sorumluluğu sahibine aittir. Niye evde 30-40 kedi ve köpek besliyor çünkü belediyeler bu hayvanları doğru koşullarda tutmuyor. Kimse aklını kaçırmış değil, bu hayvanları petsohplardan almadı, belediyelerin elinden kurtardı. Çünkü belediyeler bu hayvanları pisliğiyle, açlığıyla yaşamaya mahkum ediyor" dedi.
Bazı belediyelere ait hayvan barınaklarının durumuna ilişkin fotoğraflar gösteren Çıtırık,
CHP İstanbul Millevekili Mahmut Tanal, borcu nedeniyle hayvanların haczedilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, insanlar üzerinde yapılan deneylerde alınan koruma önlemlerinin hayvanlar için de olması gerektiğini söyedi. Lazer ışınları, kazalarda çarpmanın etkisini ölçmek, leopar kürkünün tümüyle çıkarılması için hayvanlara eziyet edildiğini anlatan Tanal, Türkiye'de "Hayvan Hakları Bakanlığı" kurulması gerektiğini söyledi. Tanal'ın bu sözlerine, MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "İnsan haklarını da oraya bağlayalım" diye laf attı.
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin, gelecek süreçte sokak hayvanlarının sayısının sahiplendirme ve kısırlaştırma yoluyla azaltılabileceğini belirterek, "Sokak hayvanları çok masum değil, bazıları insanlara saldırabiliyor. Çok şikayet alıyoruz. Benim küçük çocuğuma site içinde sokak hayvanı saldırdı" demesine, bazı STK temsilcileri, "tinerciler de insana saldırıyor" diye tepki gösterdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın, "Keşke hayvan haklarına gösterdiğiniz duyarlılığı insan haklarında da gösterseniz" demesine bazı hayvanseverler ve STK temsilcileri, "Bunu hakaret sayarız" dedi.
Kaplan, "Hayat parkı eğer toplama kampı olacaksa anlamı yok. Okullarda çevre dersinde hayvanlarla yaşam konusunda eğitim verilmesi zorunlu olmalı" görüşünü savundu.
MHP'li Türkkan, "Bir canavarın kediyi vahşice öldürmesi bu tasarının gündeme alınmasına neden oldu. Sayın Bakan bir gün herhangi bir belediyenin barınağına gidin. O kediyi vahşice öldürülmesinden farkı olmayan tablolar göreceksiniz. Belediyelerin yaptığı hayvanlara eziyet haline gelmiş durumda. Şimdiden Kandıra'dan feryatlar geliyor. İstanbul'dan ne kadar atılan hayvan varsa buraya getiriliyor. Bu kadar hayvanı orada bakacak imkan yok. Belgrad ormanı sahipsiz hayvanlarla dolu. Petshop'lar hayvana eziyet yerleridir, oralarda 20. yüzyılın esir pazarı görüntüleri var" diye konuştu.
Komisyonda daha sonra hayvanseverler ve STK temsilcilerine söz verildi.
Hayvan Hakları Federasyonu Başkanı Nesrin Çıtırık, sahipsiz sokak hayvanlarının sahiplenilmesinin "kandırmaca" olduğunu, sokak hayvanlarının değil, evinde atılan cins hayvanların sahiplenildiğini belirterek, "Kedi ve köpekler orman hayvanı değil, bunları doğal hayat parklarına koyamazsınız. Bu hayvanların bulundurulacağı yer en fazla 300-500 metre olmalı ki bir kavgada ölmesin. Sahipsiz hayvanların ormanlık alana konulması asla kabul edilemez. Meskenlerdeki hayvanların sorumluluğu sahibine aittir. Niye evde 30-40 kedi ve köpek besliyor çünkü belediyeler bu hayvanları doğru koşullarda tutmuyor. Kimse aklını kaçırmış değil, bu hayvanları petsohplardan almadı, belediyelerin elinden kurtardı. Çünkü belediyeler bu hayvanları pisliğiyle, açlığıyla yaşamaya mahkum ediyor" dedi.
Bazı belediyelere ait hayvan barınaklarının durumuna ilişkin fotoğraflar gösteren Çıtırık,
"Sokaklarda sahipsiz hayvan bulundurulmamasına ölümüne
karşıyız. Bunların toplanmasına ve doğal yaşam parklarına götürülmesine de
ölümüne karşıyız. Anadolu'da 50 binden fazla pitbull var. Devletin gözü önünde
üretildi, insanlar bunlardan para kazandı ama şimdi yaşamına izin vermiyor. 50
hayvana bakamayan belediye, bunlara nasıl bakacak? Tasarıdaki tehlikeli hayvan
kavramı değiştirilmeli. Ayrıca, hayvanlara işkence yapmak serbest ama
işkenceyle ölürse ceza veriliyor. Sokaktaki gariban hayvan, milyonda bir insana
saldırır" görüşünü savundu.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Taner Dodurka, Türkiye'de geniş ve insanının gidemeyeceği yerlerde rehabilitasyon olamayacağını savunarak, hayvanlara işkence edilmesine mutlaka hapis cezası getirilmesi gerektiğini söyledi.
Sanatçı Yonca Evcimik, hayvanlar konusunda belediyelerin çalışmadığını ifade ederek, "Tehlikeli ırk değil, tehlikeli sahip var. Hayan dövüşleri yapılıyor. Bir süre önce bunu haber aldık. Ekip olarak gece oraya gittik, onları takip ettik. 155 hattına ihbarda bulundum. Bir polis arabası önlerini kesmedi. 30 kişilik basın ordusu gelince polisler geldi. Ama onlara baskını gerçekleştiremedik. 150 bin avro gibi paralar döndüğünü öğrendik" dedi.
Bakan Eroğlu, eleştirileri yanıtlarken, tasarının yasalaşma sürecinde tavsiyelerin dikkate alınacağını belirterek, hayvanları korumak için yeteri kadar bütçe ayırdıklarını söyledi. Hayvanları korumada eğitimin önemli olduğunu vurgulayan Eroğlu, Türkiye'de bu alanda eksiklik olduğunu, konunun okullarda ders olarak okutulması gereğine işaret etti.
Kandıra'da yapılacak rehabilitasyon merkezinin toplama yeri olmayacağının altını çizen Eroğlu, petshoplarla ilgili eleştirilerin doğru olduğunu söyledi. Eroğlu, kendisinin de bundan çok rahatsız olduğunu kaydederek, yapılacak düzenlemede bununla ilgili gerekenin yapılacağını ifade etti.
Kedisinin olduğunu ifade eden Eroğlu, "Çocukken köpeklerin saldırısına uğradım. Ama büyüklerimiz bizi eğitmişti. Bayırdan bisikletle inerken büyük 3 kopek üzerime saldırdı, ben de hemen zınk diye durdum. Çoban ıslık çalınca köpekler gitti" dedi.
Eroğlu, bir gencin kedisine işkenceyle ölümüne neden olmasıyla ilgili olarak, "Kedi parçalanmasına ben de çok üzüldüm. Bu kanun çıksaydı 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Bizim de niyetimiz bu konuda en iyi kanunu çıkartmaktır. Ben de en az sizler kadar hayvanları seviyorum. Hayvanı sahiplenen, 'artık çocuğum istemiyor' diye sokağa atamayacak" diye konuştu.
Konuşmaların ardından tasarı, alt komisyona gönderildi.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Taner Dodurka, Türkiye'de geniş ve insanının gidemeyeceği yerlerde rehabilitasyon olamayacağını savunarak, hayvanlara işkence edilmesine mutlaka hapis cezası getirilmesi gerektiğini söyledi.
Sanatçı Yonca Evcimik, hayvanlar konusunda belediyelerin çalışmadığını ifade ederek, "Tehlikeli ırk değil, tehlikeli sahip var. Hayan dövüşleri yapılıyor. Bir süre önce bunu haber aldık. Ekip olarak gece oraya gittik, onları takip ettik. 155 hattına ihbarda bulundum. Bir polis arabası önlerini kesmedi. 30 kişilik basın ordusu gelince polisler geldi. Ama onlara baskını gerçekleştiremedik. 150 bin avro gibi paralar döndüğünü öğrendik" dedi.
Bakan Eroğlu, eleştirileri yanıtlarken, tasarının yasalaşma sürecinde tavsiyelerin dikkate alınacağını belirterek, hayvanları korumak için yeteri kadar bütçe ayırdıklarını söyledi. Hayvanları korumada eğitimin önemli olduğunu vurgulayan Eroğlu, Türkiye'de bu alanda eksiklik olduğunu, konunun okullarda ders olarak okutulması gereğine işaret etti.
Kandıra'da yapılacak rehabilitasyon merkezinin toplama yeri olmayacağının altını çizen Eroğlu, petshoplarla ilgili eleştirilerin doğru olduğunu söyledi. Eroğlu, kendisinin de bundan çok rahatsız olduğunu kaydederek, yapılacak düzenlemede bununla ilgili gerekenin yapılacağını ifade etti.
Kedisinin olduğunu ifade eden Eroğlu, "Çocukken köpeklerin saldırısına uğradım. Ama büyüklerimiz bizi eğitmişti. Bayırdan bisikletle inerken büyük 3 kopek üzerime saldırdı, ben de hemen zınk diye durdum. Çoban ıslık çalınca köpekler gitti" dedi.
Eroğlu, bir gencin kedisine işkenceyle ölümüne neden olmasıyla ilgili olarak, "Kedi parçalanmasına ben de çok üzüldüm. Bu kanun çıksaydı 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Bizim de niyetimiz bu konuda en iyi kanunu çıkartmaktır. Ben de en az sizler kadar hayvanları seviyorum. Hayvanı sahiplenen, 'artık çocuğum istemiyor' diye sokağa atamayacak" diye konuştu.
Konuşmaların ardından tasarı, alt komisyona gönderildi.
14 Şubat 2014 Cuma
Hayvanları Koruma Kanunu "Kabahat" kapsamında değil, "CEZA" kapsamında olmalı...
5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu değil, HAYVAN HAKLARI Kanunu... 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu "Kabahat" kapsamında değil, "CEZA" kapsamında olmalı...
19 Aralık 2013 Perşembe
HAYVAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
Giriş
Yaşamın tek olduğunu,
yaşayan bütün canlıların ortak bir kökeni olduğunu ve türlerin evrimi yönünde farklılaştığını,
yaşayan bütün canlıların doğal haklara sahip olduğunu ve sinir sistemi olan her hayvanın kendine özgü hakları bulunduğunu,
bu doğal hakların küçümsenmesi ve hatta kolayca göz ardı edilmesinin doğa üzerinde ciddi zararlar doğuracağını ve insanoğlunun hayvanlara karşı suç işlemesine sebebiyet vereceğini,
türlerin birlikte olmasının diğer hayvan türlerinin yaşama hakkının insanoğlu tarafından tanınmasını ifade edeceğini,
insanoğlu tarafından hayvanlara saygı gösterilmesinin bir insanın bir diğerine gösterdiği saygıdan ayrı tutulamayacağını dikkate alarak, ilan edilir ki;
yaşayan bütün canlıların ortak bir kökeni olduğunu ve türlerin evrimi yönünde farklılaştığını,
yaşayan bütün canlıların doğal haklara sahip olduğunu ve sinir sistemi olan her hayvanın kendine özgü hakları bulunduğunu,
bu doğal hakların küçümsenmesi ve hatta kolayca göz ardı edilmesinin doğa üzerinde ciddi zararlar doğuracağını ve insanoğlunun hayvanlara karşı suç işlemesine sebebiyet vereceğini,
türlerin birlikte olmasının diğer hayvan türlerinin yaşama hakkının insanoğlu tarafından tanınmasını ifade edeceğini,
insanoğlu tarafından hayvanlara saygı gösterilmesinin bir insanın bir diğerine gösterdiği saygıdan ayrı tutulamayacağını dikkate alarak, ilan edilir ki;
Madde 1
Bütün hayvanlar biyolojik denge kavramı içerisinde varolmak bakımından eşit haklara sahiptir.
Madde 2
Bütün hayvanlar saygı gösterilme hakkına sahiptir.
Madde 3
1. Hayvanlara kötü muamele edilemez veya zalimane davranışlarda bulunulamaz.
2. Eğer bir hayvanın öldürülmesi gerekiyorsa, bu bir anda, acısız ve korku yaratmaksızın yapılmalıdır.
3. Ölü bir hayvana saygıyla davranılmalıdır.
Madde 4
1. Vahşi hayvanlar yaşama hakkına ve kendi doğal çevrelerinde özgürce üreme hakkına sahiptirler.
2. Vahşi hayvanların özgürlüğünden uzun süreli alı konulması, avlanma ve balık tutma geçmiş zamana ait olup hangi sebeple olursa olsun vahşi hayvanların bu şekilde kullanımı hayati olmayıp, akis davranışlar bu temel hakka karşıdır.
Madde 5
1. Bir insanın desteğine ihtiyaç duyan her hayvan uygun beslenme ve bakımı görme hakkına sahiptir.
2. Hiçbir koşul atında terk edilemez veya adil olmayan bir şekilde öldürülemezler.
3. Her tür soy üretme ve hayvan kullanımında soyun fizyolojisine ve kendi türüne özel davranışlarına saygı gösterilmesi zorunludur.
4. Hayvanları içeren sergiler, gösteriler ve filmler hayvanların onuruna saygı göstermek zorunda olup hiçbir şekilde şiddet içeremezler.
Madde 6
1. Hayvanlar üzerine yapılan fiziksel ya da psikolojik acı çekmeye sebep olan deneyler hayvanların haklarının ihlalidir.
2. Soyu tükenen hayvanların ya da yok edilen bir hayvanın yerine yenisinin ikame edilmesi yöntemleri geliştirilmeli ve sistemli olarak devam ettirilmelidir.
Madde 7
Gereği olmayacak şekilde bir hayvanın öldürülmesini içeren her kanun ya da buna yol açan her karar yaşama karşı işlenmiş suç kapsamındadır.
Madde 8
1. Vahşi bir hayvan soyunun hayata kalma onurunu hiçe sayan her yasa ve böylesi bir harekete sebep olan her karar soykırıma eşdeğer olup soya kaşı işlenmiş suçtur.
2. Vahşi hayvanların katledilmesi ve üreme yumurtalarının kirletilmesi, yok edilmesi soykırım cürümüdür.
Madde 9
1. Hayvanların kendilerine özgü yasal statüleri ve hakları hukuk tarafından tanınmak zorundadır.
2. Hayvanların güvenliğinin koruma altına alınması hususu Devlet örgütleri düzeyinde temsil edilmelidir.
Madde 10
Eğitimden ve okullaşmadan sorumlu merciler, vatandaşlarına çocukluktan itibaren hayvanları anlamayı ve saygı göstermeyi öğrenmeleri için olanak sağlamak zorundadır.
Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi 15 Ekim 1978 tarihinde Paris’teki UNESCO Merkezi’nde törenle ilan edilmiştir. Bu metin, 1989 yılında Hayvan Hakları Birliği tarafından tekrar düzenlenerek 1990 yılında UNESCO Genel Direktörü'ne sunulmuş ve aynı yıl halka açıklanmıştır.
13 Aralık 2013 Cuma
Başbakan Kürk Giyenleri Eleştirdi
Sn.Recep Tayyip Erdogan, Basbakan
Sn.Basbakanim, BM Orman Forumu 10. Konferansinda yaptiginiz konusmada KURK
giymenin zalimlik oldugunun altini cizdiniz.
Bu aciklamanizdaki samimiyete inandik. Ancak,uzulerek
gormekteyizki, hukumetinizin Cin den KURK ve KURK lu metalar ithal etmektedir.
Hukumetinizin Cin den KURK,KURK lu giysiler,aksesuarlar,oyuncaklar ithal
etmesi,son derece canimizi daraltmistir.Mensubu oldugumuz islam dini, hayvanlara
eziyet,zulumu,aci ve aclik cektirmeyi gunah saymistir.
Hayvanlarin gunahina girmemeye her muslumanin riayet etmesi gerekmektedir.
Cunki,Allah u teala mahser gunu birbirlerinde haklari olan lnsanlara,haklarini
almalarinda musade edecek ve hak sahibide hakkini alacaksa;
Uzerlerinde hayvanlarin hakki olan,onlara zulum etmis kisiye de zulumu oraninda
azab edecektir.Hatta hayvanlara yapilan zulum,insanlara yapilan zulumden
daha gunah ve azabi da daha agirdir.Zira helallesme ve musamahasini alma
imkani yoktur.(Muhammet Said Burhani, Et-Talikat el-Merdiyye ala
el-Hediyyetilalaiyye S.466)
Hamiyet ŞAHİN
Bireysel Hayvan Hakları Savunucusu
26 Kasım 2013 Salı
RESİMLER: HAMİYET ŞAHİN, YAŞAT VE YAŞA
Hayvan haklarına saygı duymayan ve "zorunlu beslenme ihtiyacı dışında" hayvan katline/cinayetine izin veren yönetimler insanlık dışı ve gayrimeşru; Buna seyirci kalan "insan formu görüntülü varlıklar" hayvan altı, süfli ve hayvan cinayetleri sonucu elde edilen ürünleri kullananlar; Akıl, iman ve ahlâken malûl necis mahluklardır!.. (MNS)
TALEP: TCK'NUN GASP, DARP, CEBİR VE CİNAYETE İLİŞKİN HÜKÜMLERİ, HAYVANLAR İÇİN'DE AYNEN GEÇERLİ KILINMAK ZORUNDADIR.
eğer İnsan, Müslüman veya Evrensel Hukuk'a saygılı iseniz tabi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





































